BBC muhabirinin Sudan’dan izlenimleri: ‘Sularımız kesik, Nil Nehri’nden su içiyorum’

Mohamed Osman
 BBC
Bildirdiği yer Hartum

Sudan’ın başkenti Hartum’da 15 Nisan’da başlayan ve normal hayatı tamamen aksatan şiddetli çatışmaların ardından ilk kez evimden çıkabildim.

Etrafta hala patlama ve silah sesleri duyabiliyorum ama başka seçeneğim kalmadı.

Suyumuz bittiği için arabayla Nil Nehri’ne geldim.

Çatışmaların sürdüğü yere çok yakın olan evimizde eşim ve çocuklarımız ile sığınıyoruz.

Bombardıman seslerini duyduğumuzda evdeki eşyaların altında saklanıyoruz.

Çatışmalar yüzünden şehirde su boruları gibi önemli altyapılar zarar gördü. Bizim de bu yüzden su ve elektriğimiz kesildi. İnternet bağlantımız ise gidip geliyor.

Temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için yakındaki bir dükkana gitmeyi denedim ama kapalıydı.

Bizim gibi çok sayıda aile evlerinin içinde hapsolmuş durumda, suyumuz ve yemeğimiz tükeniyor.

Ben de bu yüzden tüm riskleri göze alarak dünyanın en uzun nehirlerinden biri olan Nil Nehri’ne gelmeye karar verdim.

Yolculuğu kendi arabamla yaptım. Yoldaki petrol istasyonlarının çoğu kapalıydı ve fiyatlar hızla yükseliyor.

Neredeyse 20 yıldır Sudan’da gazeteci olarak çalışıyorum.

Daha önce protesto ve askeri darbelere tanıklık ettim ancak bu hepsinden daha zor çünkü hemen yanı başımdaki sokaklarda gerçekleşiyor.

Ölüm dört bir yanımızı sarmış gibi hissediyoruz.

Nehir yönünde ilerlerken benim gibi insanların aynı bölgeye akın ettiğini görüyorum, herkes su almaya gidiyor.

Aynı zamanda eşyalarını yıkamak isteyenler olduğunu da görüyorum.

Sudan’ın bu bölgesinde Beyaz Nil ile Mavi Nil paralel bir şekilde akıyor ve bir noktada birleşerek Mısır yönüne ilerliyor.

Beyaz Nil’in batı yakasında, Omdurman’ın Fatehab bölgesinde durduğum noktadan çatışmaların gerçekleştiği bölgeden yükselen dumanları görebiliyorum.

 

Burada konuştuğum aileler, Ramazan döneminde devam eden çatışmaları ve kuraklık dönemine denk gelen su kesintilerini ne kadar zor bulduğunu anlatıyor.

Konuştuğum bir adam, “Nehirden su almaya geldik çünkü suyumuz tamamen kesildi. Elektriğimiz de yok, karanlıkta yaşıyoruz. İnsanlar oruç tutmaya çalışırken çok acı çekiyor. Kadın ve çocuklar bile yardım etmek zorunda kalıyor” diyor.

Bir başka kadın ise 40 dereceye kadar yükselen havada zorlandığını söylüyor:

“O kadar sıcak ki…Beş gündür elektriğimiz, suyumuz, hiçbir şeyimiz yok. Dışarıda oturmak zorunda kalıyoruz. Ülkemize ne oldu?”

 

Nehir kenarında bazı kişiler suyu küçük kovalara doldururken bazıları eşeklerin çektiği tekerlekli arabalarla alıp götürüyorlar.

Suyun çok temiz olmadığını itiraf etmeliyim. İnsanlar mümkün olduğunca içmeden kaynatmaya çalışıyor.

Neyse ki komşularımızın hepsinin suyu kesilmedi, bazen onlardan da su alabiliyoruz.

2017’de Sudan’da içme suyunun güvenilirliği konulu UNICEF ve Sudan hükümeti tarafından hazırlanan bir rapora göre Nil Nehri’nin suyunda ciddi bir kirlilik sorunu söz konusu değil, ancak “suyla ilişkili sağlık riskleri hızla yükseliyor.”

Raporda bu risklerin sebebi olarak Nil kenarındaki bölgelerde nüfus artışı ve ekonomideki hareketlilik gösteriliyor.

Bu bölgelerde kanalizasyon ve tarım sularının yeterince arıtılmadığı belirtiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir