Açlık sınırı tartışmasındaki kritik soru

Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı 6,391 TL ve yoksulluk sınırı 20,818 TL rakamlarına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin tepki gösterdi.

Sözcü gazetesi yazarı Aytunç Erkin, açlık ve yoksulluk rakamları üzerinden yürüyen tartışmanın ayrıntılarına değindi.

“Merakımdan soruyorum” diyen Aytunç Erkin, bugünkü yazısında “Bakan Bilgin, asgari ücret açıklanırken hemen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında oturan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’a ‘Arkadaşım, haziran ayı için açıkladığınız açlık ve yoksulluk sınırı rakamları yalan’ dedi mi? Demediyse, neden demedi?” sorusunu yöneltti.

Aytunç Erkin’in yazısının ilgili bölümü şöyle…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Türk-İş Genel Başkan Ergün Atalay ve TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol kameraların karşısına geçti. Erdoğan asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yapıldığını ve net asgari ücretin 5 bin 500 lira olduğunu açıkladı. Dakikalar ilerledi ve Erdoğan ile Türk-İş Başkanı arasında kısa kısa konuşmalar yaşandı!

Şimdi filmi üç gün sonrasına yani 4 Temmuz’a saralım: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin şu açıklamayı yaptı: “Açlık sınırının 6 bin lira olduğunu kim söylüyor. Sendikalar kendince çalışma yapıyor. Bunlar bilimsel olarak yapılmış çalışmalar değil. Türkiye’deki açlık sınırı 3 bin 600 lira ile 4 bin lira arasındadır.”

Merakımdan soruyorum: Bakan Bilgin, asgari ücret açıklanırken hemen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında oturan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’a “Arkadaşım, haziran ayı için açıkladığınız açlık ve yoksulluk sınırı rakamları yalan” dedi mi? Demediyse, neden demedi?

Çünkü…

Türk-İş’in “Açlık sınırı” rakamlarına bakınca…

Yetişkin Erkek Gıda Harcaması: 1.920.33

Yetişkin Kadın Gıda Harcaması: 1.541.57

15–19 Yaş Grubu Çocuk Gıda Harcaması 1.897.83

4–6 Yaş Grubu Çocuk Gıda Harcaması 1031.43

Toplam açlık sınırı rakamı: 6 bin 391 lira.

Peki bu rakam nasıl bulunuyor?

Yazı 3

1987’den bu yana doğru şimdi değil

Teknik bilgileri verelim:

Türk-İş, Aralık 1987’dan bu yana düzenli olarak her ay, gıda harcaması tutarını ve buradan hareketle açlık ve yoksulluk sınırını açıklamakta. Türkiye’de yoksulluk sınırı ve yoksulluğun boyutları ile ilgili ilk resmi çalışma TÜİK tarafından Nisan 2004 günü açıklanan “2002 Yoksulluk Çalışması”.

Şimdi gelin rapordan okuyalım:

“… İşçinin ailesiyle birlikte, insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayabilecek harcama tutarını belirlemek için yapılabilecek hesaplamalardan biri, beslenmeye ilişkin ihtiyaçların belirlenmesidir. Dengeli beslenebilmek için, yetişkinlerin ihtiyaç duyacağı kalori miktarı ile çocukların yaşlarına göre gerekli olan kalori miktarının ne olması gerektiği hakkında bilimsel araştırmalar yapılmıştır.

“… TÜRK-İŞ’in çalışmasında, dört kişilik bir ailenin, bilimsel olarak belirlenmiş beslenme kalıbı temel alınmaktadır. Anılan beslenme kalıbı, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden sağlanmıştır.

“… Günlük kalori ihtiyacının hesabında, hem yetişkin kişiler hem de genç ve çocuk nüfus dikkate alınmaktadır. Buna göre yetişkin erkek için 3500, yetişkin kadın için 2300, 15-19 yaş grubundaki erkek çocuk için 3200 ve 4-6 yaş grubundaki çocuk için 1600 kalorilik liste temel alınmıştır.”

Çalışmada şu besin maddeleri yer alıyor:

Birinci grupta süt, yoğurt, peynir; ikinci grupta et, tavuk, balık, yumurta, yağlı tohumlar (sert kabuklu yemişler), kuru bakliyat (nohut, mercimek, kuru fasulye vb.); üçüncü grupta ekmek, makarna, pirinç, bulgur,un, irmik, diğer tahıl unları; dördüncü grupta taze meyve ve sebze; beşinci grupta tereyağı, margarin, ayçiçeği yağı, zeytinyağından müteşekkil temel yağlar; diğer besin grubunda ise şeker, reçel, marmelat, bal,pekmez, tuz, baharat (kimyon, karabiber, pul biber, nane vb.), çay, ıhlamur, salça…

SORU ŞU: Bakan Bilgin, açlık sınırını 3 bin 600 lirayla 4 bin arasında buldu. Acaba hangi besin grubu üzerinden bu rakam bulundu?

SONUÇ: Felsefe profesörü Robert Bernasconi’nin şu tespitiyle bitirelim: “… Dünya Bankası gibi kurumlar, sadece ‘mutlak yoksulluk’ üzerinde duruyor. Ama sorunu daha geniş bir biçimde kavrayabilirsek, yoksulluğu yok etmek için devasa, temel bir dönüşüm gerektiğini anlarız. Bu dönüşüm de, sosyal devrimden başka bir şey değildir.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*